Halil Uluay’ın yerel bir televizyon kanalında yaptığı açıklamaları değerlendiren Büyükşen, PKK’nın silahlı unsurlarının Türkiye dışına çıkarıldığını ancak örgütün dünyanın birçok ülkesinde varlığını sürdürdüğünü, uluslararası destek gördüğünü ve propaganda faaliyetlerine devam ettiğini ifade etti.
Büyükşen, “Bir terör örgütünün Türkiye sınırları dışına çekilmesi, ortadan kaldırıldığı anlamına mı gelir? Silahlı unsurların yer değiştirmesi, örgütün tasfiye edildiğini gösterir mi?” sorularını yöneltti.
Genel Başkan Ümit Özdağ’ın da vurguladığı gibi PKK’nın Türkiye, Suriye, Irak ve İran’daki uzantılarıyla birlikte bütün yapılanmasının tasfiye edilmesi gerektiğini belirten Büyükşen, silah bırakma iddiasının somut ve denetlenebilir sonuçlarla kanıtlanması gerektiğini kaydetti.
Meclis’teki milletvekillerinin sürece destek vermesinin vatandaşların kaygılarına karşı gerekçe gösterilmesini de eleştiren Büyükşen, 467 milletvekilinin bir düzenlemeye destek vermesinin o düzenlemenin her yönüyle doğru olduğunu kanıtlamayacağını ifade etti.
Büyükşen, milletvekillerinin kararlarının sorgulanmasının ve eleştirilmesinin vatandaşların demokratik hakkı olduğunu belirterek, demokrasinin çoğunluğun kararını tartışılmaz hâle getirmek olmadığını savundu.
Açıklamasında gazeteci İrfan Salcı’nın programda yönelttiği “Terörsüz Türkiye olsun ama niye bebek katili Abdullah Öcalan’la görüşülüyor?” sorusuna da değinen Büyükşen, bu soruya tatmin edici bir cevap verilmediğini ileri sürdü.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş bir terör örgütü elebaşının siyasi sürecin merkezine yerleştirilmesi ve kendisine yeni bir statü kazandırılması tartışmalarının şehit ailelerini, gazileri ve milletin vicdanını yaraladığını belirten Büyükşen, devletin görevinin terör elebaşını siyasi muhatap hâline getirmek değil, milletin güvenliğini ve devletin egemenliğini korumak olduğunu ifade etti.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Temmuz 2025’te Türkiye için Osmanlı millet sistemini uygun bir model olarak değerlendiren açıklamalarını da gündeme getiren Büyükşen, Türkiye Cumhuriyeti’nin etnik ve dinî topluluklar üzerinden değil, eşit vatandaşlık temelinde birleşmiş Türk milletinin egemenliği üzerine kurulduğunu belirtti.
Büyükşen, PKK’nın arkasındaki uluslararası desteklerin ve örgütün siyasi hedeflerinin Türkiye’nin üniter ve ulus devlet yapısını hedef aldığını savunarak, Halil Uluay’a bu süreçte verilebilecek siyasi ve hukuki tavizlerin Türkiye’nin üniter devlet yapısı, millî egemenliği ve anayasal düzeni açısından nelerin önünü açabileceğini sordu.
Zafer Partisi olarak terörsüz bir Türkiye istediklerini belirten Büyükşen, bunun yolunun terör örgütüyle siyasi pazarlık yapmak, örgüt elebaşını meşru muhatap hâline getirmek veya Türkiye Cumhuriyeti’nin millî ve üniter devlet yapısını tartışmaya açmak olmadığını ifade etti.
Mücadelelerinin herhangi bir vatandaşa veya etnik kimliğe karşı olmadığını vurgulayan Büyükşen, terör örgütüne, bölücülüğe ve Türkiye’nin millî bütünlüğünü hedef alan siyasi projelere karşı olduklarını kaydetti.
Açıklamasının sonunda Halil Uluay’a bir kez daha seslenen Büyükşen, “Terör gerçekten sona mı eriyor, yoksa yalnızca Türkiye sınırları dışına mı taşınıyor?” sorusunu yöneltti.
Büyükşen, Türk milletinin ihtiyacının temenni değil güvence, siyasi söylem değil somut sonuç olduğunu belirterek açıklamasını “Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği, terör örgütünün elebaşının beklentilerine göre değil, Türk milletinin iradesine göre şekillenir. Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözleriyle tamamladı.
ASAYİŞ
05 Kasım 2026
1
Anahtar Parti Tan’la yola devam dedi
1222 kez okundu
2
Onur Göksu:”Biz bu milletin alın terini, umudunu sembolik rakamlarla tüketen anlayışa karşıyız”
1213 kez okundu
3
İYİ Parti Kastamonu İl Başkanlığı’ndan Vali Meftun Dallı’ya Ziyaret
1094 kez okundu
4
Anahtar parti’den Ticaret ve Sanayi odası ziyareti
957 kez okundu
5
Erbilgin:”Türkiye ittifakında birleşeceğiz”
934 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.