Anahtar Parti Kastamonu İl Başkanlığı Medya ve Tanıtım Başkanlığından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Kemal Emrah Öcal, yapay zekânın siyasette kullanımı ve seçmen iradesi üzerindeki olası etkilerine ilişkin basın açıklamasında bulundu.
Öcal, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Yapay Zekâ Siyaseti Yönetirse, Seçmenin İradesi Kime Ait Olacak?”
Yapay zekâ artık hayatımızın bir parçasıdır. Sağlıktan eğitime, sanayiden iletişime kadar pek çok alanda insan hayatını kolaylaştıran bu teknoloji, doğru kullanıldığında insanlık için büyük fırsatlar sunmaktadır.
Ancak her güçlü teknoloji gibi yapay zekânın da siyasette nasıl kullanılacağı ciddi şekilde tartışılmalıdır.
Çünkü önümüzde yalnızca “sahte video üretilebilir mi?” sorusu yoktur.
Asıl sorumuz şudur:
Yapay zekâ, seçmenin ne düşüneceğini, ne göreceğini ve hangi siyasi mesaja maruz kalacağını belirlemeye başlarsa, sandıktaki irade gerçekten ne kadar özgür kalacaktır?
Bugün bir siyasi parti veya siyasi aktör, yapay zekâ destekli sistemler sayesinde milyonlarca kişiye aynı mesajı vermek zorunda değildir.
Tam tersine;
Bir seçmene ekonomik kaygılarına göre,
bir başka seçmene güvenlik endişelerine göre,
bir diğerine milliyetçilik duygularına göre,
başka bir seçmene ise ekonomik beklentilerine göre farklı siyasi mesajlar gösterilebilir.
Aynı siyasi aktör, farklı insanlara birbirinden tamamen farklı bir siyasi kimlikle görünebilir.
İşte asıl tehlike burada başlamaktadır.
Çünkü seçmen yalnızca kendisine söylenen sözü değil, kendisine gösterilmeyen sözü de bilmelidir.
Bir vatandaşın karşısına çıkan siyasi içerik, onun dijital davranışlarından elde edilen verilerle yapay zekâ tarafından özel olarak seçiliyorsa; diğer vatandaşların aynı siyasetçi hakkında hangi mesajları gördüğünü bilmesi mümkün olmayabilir.
Bu durumda siyasi propaganda, meydanlarda ve televizyon ekranlarında herkesin görebildiği ortak bir tartışma olmaktan çıkar.
Herkesin ayrı bir siyasi gerçeklik içerisinde yaşadığı bir sisteme dönüşebilir.
Bugün bir siyasetçinin söylediği söz milyonlarca insan tarafından aynı anda görülebilir ve tartışılabilir.
Yarın ise yapay zekâ destekli siyasi iletişim sayesinde aynı siyasetçi, toplumun farklı kesimlerine farklı gerçeklikler anlatabilir.
Bu yalnızca bir teknoloji meselesi değildir.
Bu, demokrasinin temelini oluşturan eşit ve özgür siyasi tercih meselesidir.
Üstelik tehlike yalnızca seçim dönemleriyle sınırlı değildir.
Yapay zekâ; kamuoyunun hangi konuya tepki göstereceğini ölçmek, hangi söylemin daha fazla öfke yaratacağını hesaplamak, hangi vatandaş grubuna hangi mesajın daha etkili olacağını belirlemek için kullanıldığında siyasetçinin seçmeni anlaması ile seçmeni manipüle etmesi arasındaki çizgi giderek ortadan kalkabilir.
Biz yapay zekâya karşı değiliz.
Tam tersine, Türkiye’nin bu teknolojiyi üretmesini, geliştirmesini ve dünya ile rekabet edecek seviyeye taşımasını istiyoruz.
Ancak teknolojinin gelişmesi, demokratik denetimin gerilemesi pahasına olmamalıdır.
Siyasi partiler yapay zekâyı kullanabilir.
Ancak vatandaş, karşısındaki siyasi içeriğin insan tarafından mı hazırlandığını, yapay zekâ tarafından mı üretildiğini ve hangi amaçla kendisine gösterildiğini bilme hakkına sahip olmalıdır.
Bu nedenle Türkiye’de siyasi iletişim alanında yeni bir tartışmaya ihtiyaç vardır.
Yapay zekâ ile hazırlanan siyasi içeriklerin açıkça belirtilmesi, seçmen verilerinin siyasi amaçlarla nasıl işlendiğinin şeffaflaştırılması ve yapay zekâ destekli siyasi reklamların denetlenmesi artık ertelenmemelidir.
Çünkü yarının en büyük siyasi manipülasyonu belki de sahte bir video olmayacaktır.
Belki de asıl manipülasyon, her seçmene gerçeğin yalnızca kendi kararını etkileyecek kısmının gösterilmesi olacaktır.
Biz Kastamonu’dan Türkiye’ye bu konuda açık bir çağrıda bulunuyoruz:
Yapay zekâ siyasetin hizmetinde olmalıdır; siyaset yapay zekânın kontrolüne girmemelidir.
Seçmenin karşısına ne çıkacağını algoritmaların değil, demokratik ve şeffaf kuralların belirlediği;
Siyasi partilerin hangi verileri kullandığının bilindiği;
Yapay zekâ ile oluşturulan siyasi içeriklerin gizlenmediği;
Ve vatandaşın kendisine neden belirli bir siyasi mesajın gösterildiğini sorgulayabildiği bir sistem oluşturulmalıdır.
Çünkü demokrasi yalnızca sandığa gitmek değildir.
Demokrasi, sandığa gidene kadar hangi bilgiyi gördüğümüzü, hangi bilgiyi görmediğimizi ve kararımızın nasıl şekillendirildiğini de bilmektir.
Bugün bu tartışmayı başlatmazsak, yarın yalnızca “Seçimi kim kazandı?” sorusunu değil,
“Seçmen gerçekten kendi iradesiyle mi karar verdi?”
sorusunu tartışmak zorunda kalabiliriz.
Anahtar Parti Kastamonu İl Başkanlığı olarak, yapay zekânın Türkiye’nin geleceğinde bir tehdit değil, güçlü bir imkân olmasını istiyoruz.
Ancak bunun şartı açıktır:
Teknoloji gelişirken demokrasinin geriye gitmesine izin verilmemelidir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
ASAYİŞ
09 Ağustos 2026
1
Anahtar Parti Tan’la yola devam dedi
1127 kez okundu
2
Onur Göksu:”Biz bu milletin alın terini, umudunu sembolik rakamlarla tüketen anlayışa karşıyız”
1104 kez okundu
3
İYİ Parti Kastamonu İl Başkanlığı’ndan Vali Meftun Dallı’ya Ziyaret
1000 kez okundu
4
Erbilgin:”Türkiye ittifakında birleşeceğiz”
864 kez okundu
5
Anahtar parti’den Ticaret ve Sanayi odası ziyareti
863 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.