DOLAR 49,60900,08%
EURO 55,5785-0,14%
ALTIN 6.384,76-0,62
BITCOIN 4004577-1.43128%
Kastamonu
12°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Aziz Amcanın Hikayesi
11 okunma

Aziz Amcanın Hikayesi

ABONE OL
24/10/2026 10:47
Aziz Amcanın Hikayesi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Fadlı Doğan: Ağalık Düzeninden Alın Teri Onuruna: Aziz Amca’nın Şehir Hikâyesi.

Bu Gerçek Yaşanmış Bir Hikaye: Yıl 1965, Adıyaman’ın tozlu yollarında, ağalık düzeninin ağır gölgesi altında yaşam mücadelesi veren gencecik Aziz adında bir çiftçi vardı: Aziz Amca, gün ağarmadan kalkar, ağanın tarlasını öküzlerle sürer, yarıcılık yaparak boğazından geçecek iki lokma ekmeğin peşine düşerdi. Ancak Aziz Amca için toprağın yükünden daha ağırı, ağanın bitmek bilmeyen azarları, insan onurunu hiçe sayan baskılarıydı.

Akrabalardan, komşulardan, çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği o samimi köy ortamından ayrılmak Aziz Amca için elbette kolay olmadı.
Yüreğini sızlatan bir vedanın ardından, şerefini ve özgürlüğünü heybesine katıp şehre göç etmeye karar verdi.

O yıllarda Adıyaman, topu topu 8 mahalleden oluşan küçük, kendi hâlinde bir şehirdi: Musalla, Bahçelievler, Sıratut, Hocaömer, Eskisaray, Harhar, Karapınar ve Gavur Mahallesi… İş imkânlarının yok denecek kadar az olduğu bu küçük şehirde hayat, geçim derdiyle boğuşanlar için çetin bir sınavdı.

Aziz Amca, Bahçelievler Mahallesi’nde kerpiçten yapılmış, iki gözlü kiralık bir odaya yerleşti. Günlerce düşündü, taşındı; helalinden ekmek kazanmanın bir yolunu aradı. Sonunda ahşap bir el arabası ile eski bir terazi edindi. Çarşı pazar, sokak sokak gezerek seyyar sebze satıcılığı yapmaya karar verdi.

Artık Adıyaman sokaklarında, tahta arabasının başında rızkını arayan Aziz Amca’nın gür sesi yankılanıyordu:
“Haydi domates, patlıcan, biber!”
Bir gün yine çarşının kalbinde, tarihi Kap Cami’nin önünde ekmek teknesinin başında bağıra bağıra sebzelerini satarken, köyden tanıdık bir hemşerisi çıkageldi. Aziz Amca’yı el arabasının başında, sokak ortasında bağırırken görünce ayıplayan bir edayla yaklaştı:
“Yahu Aziz, sen hiç utanmıyor musun böyle sokak ortasında bağırmaya?”

Aziz Amca, başını dik tuttu, terini sildi ve Anadolu insanının o kıvrak zekâsını, asil duruşunu ders gibi kazıyan o tarihi cevabı verdi:

“Ben niye utanayım ki? Ağanın ana avrat küfrünü yiyip de gıkını çıkaramayanlar utansın!”
Onurlu Yaşamanın Resmî
Aziz Amca’nın Kap Cami önünde dile getirdiği bu cümle, yalnızca bir sitem değil; ezilmişliğe, baskıya ve insan onurunu ayaklar altına alan bir düzene karşı yükseltilmiş en asil bayraktı. O, ağanın karşısında başını eğip boyun eğmektense; tahta bir el arabasının arkasında alın teri dökerek bağırmayı, özgürlüğün ve onurun simgesi olarak gördü.

Bugün Adıyaman’ın o eski 8 mahallesinin sokaklarında hâlâ Aziz Amca gibi helal rızkının peşinde koşan, boyun eğmeyen duruşların hatırası yaşıyor. Alın teriyle kazanılan bir lokma ekmeğin, sahte bir itibarın ve baskının gölgesindeki yaşamdan çok daha yüce olduğunu bize hatırlatan bu yaşanmış hikâye; insan onurunun hiç bir makama, mülke ya da ağalığa feda edilemeyeceğinin en güzel kanıtıdır.

Gazeteciler ve Medyacılar Cemiyeti Adıyaman İl Başkanı

Fadlı DOĞAN

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r
error: Lütfen