Saadet Partisi Kastamonu İl Başkanı Kadir Yalçın, Bozkurt’ta düzenlenen programda fındık üreticilerinin sorunlarına dikkat çekerek açıklanan fındık alım fiyatlarına tepki gösterdi. Yalçın, “Üretici sadaka değil, emeğinin karşılığını, alın terinin hakkını istiyor!” dedi.
Bozkurt’ta basın mensupları ve vatandaşlara hitap eden Saadet Partisi Kastamonu İl Başkanı Kadir Yalçın, Türkiye’nin fındık üretimindeki konumuna, üreticilerin artan maliyetlerine ve açıklanan fındık alım fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasına basın mensuplarını ve hemşehrilerini selamlayarak başlayan Yalçın, fındığın Türkiye açısından stratejik önemine dikkat çekti.
Yalçın, konuşmasında merhum Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yıllar önce söylediği, “Türkiye’nin elindeki fındık İsrail’in elinde olsaydı, eczanelerde taneyle ilaç olarak satılırdı.” sözünü hatırlattı.
“Dünya fındık üretim ve ihracatının merkezi Türkiye’dir”
Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki ağırlığına dikkat çeken Yalçın, “Bütün dünya bilir ki Türkiye’dir. Türkiye, küresel fındık üretiminin yaklaşık %69’unu tek başına sırtlamaktadır.” ifadelerini kullandı.
2025-2026 sezonuna ilişkin rakamlara da değinen Yalçın, Türkiye genelinde yaklaşık 738 bin hektar alanda fındık üretimi yapıldığını ve yıllık üretim rekoltesinin ortalama 715 bin ton ile 726 bin ton arasında değiştiğini belirtti.
Yalçın, fındık ihracatından elde edilen gelire ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu:
“2025-2026 sezonunun ilk 11 aylık döneminde (1 Eylül - 31 Temmuz tarihleri arasında) ülkemiz, yurt dışına 186 bin 400 ton fındık satmış ve karşılığında 2 milyar 400 milyon dolar döviz girdisi elde etmiştir. Bir önceki sezonda ise 295 bin ton fındık ihracatından yine yaklaşık 2 milyar 433 milyon dolar kazanılmıştı.”
Yalçın, söz konusu rakamlar üzerinden “Buradaki matematiksel çelişkiyi, buradaki büyük soygunu görüyor musunuz?” diye sordu.
“Ham maddeyi verip katma değeri dışarıya kaptırıyoruz”
Fındığın katma değerli ürünlere dönüştürülmesi gerektiğini savunan Yalçın, “Ham maddeyi verip katma değeri dışarıya kaptırıyoruz.” dedi.
Yalçın, Türkiye’nin fındığı ham madde olarak ucuza elinden çıkardığını, işlenmiş ürünleri ise daha yüksek bedellerle geri aldığını ifade ederek, fındığın çikolata, ilaç ve farklı sanayi alanlarında katma değerli ürünlere dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.
“Üretim maliyeti 243 liraya dayandı”
Fındık üreticisinin artan maliyetlerine de dikkat çeken Yalçın, 2026 sezonunda 1 kilogram kabuklu fındığın üretim maliyetinin 243 Türk Lirası’na dayandığını ifade etti.
TMO’nun 2026/2027 sezonu kabuklu fındık alım fiyatlarını da gündeme getiren Yalçın, açıklanan fiyatları şöyle sıraladı:
- Giresun kalite: 255 TL/Kg
- Levant kalite: 250 TL/Kg
- Sivri kalite: 245 TL/Kg
Yalçın, maliyet ile açıklanan fiyat arasındaki farka tepki göstererek, “Maliyet 243 TL, TMO’nun açıkladığı taban fiyat 245 - 255 TL! Ey iktidar sahipleri, vicdanınız nerede?” ifadelerini kullandı.
Üreticinin ve ziraat odalarının beklentisinin en az 300 TL olduğunu belirten Yalçın, “Üreticinin ve ziraat odalarının haklı beklentisi en az 300 Türk Lirası iken, maliyetin hemen birkaç lira üstüne sıkıştırılan bu rakam, üreticiye ‘üretme, köyünü terk et, toprağını sat’ demektir.” dedi.
“Üreticimiz sadaka değil, emeğinin karşılığını istiyor”
Kastamonu’nun farklı ilçelerinde üreticilerin yaşadığı sorunlara da değinen Yalçın, “Anadolu’da üretici yalnız bırakılmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.
Yalçın, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Köylümüz üretiyor ama karşılığını alamıyor. Mazot fiyatları, elektrik faturaları çiftçinin belini büküyor. Fındık üreticisi, eylül ayında ürünü patoza verirken mahsulünün tüccarın elinde ezilmesini, hak ettiği değerin çok altında kapatılmasını istemiyor. Üreticimiz sadaka değil, emeğinin karşılığını, alın terinin hakkını istiyor!”
Saadet Partisi’nden fındık için dört maddelik öneri
Yalçın, Saadet Partisi olarak tarım ve fındık politikasına ilişkin önerilerini de açıkladı.
Maliyet Bazlı Taban Fiyat Garantisi: TMO alım fiyatlarının üretim maliyetleri, gübre, ilaç, işçilik ve enflasyon verileri dikkate alınarak belirlenmesi ve üreticinin insanca yaşayabileceği bir refah payının eklenmesi gerektiğini belirtti.
Lisanslı Depoculuk ve Üretici Finansmanı: Üreticinin ürününü hasat sonrasında hemen satmak zorunda bırakılmaması gerektiğini ifade eden Yalçın, lisanslı depoculuk altyapısının genişletilmesini ve üreticiye düşük faizli veya sıfır faizli avans destekleri sağlanmasını istedi.
Ham Madde Değil, Katma Değer: Fındığın çuvallarla ham madde olarak ihraç edilmesi yerine, bölgesel entegre işleme tesisleri kurulması gerektiğini belirten Yalçın; fındığın çikolata, ezme, yağ ve medikal/farmasötik ürünlerde değerlendirilmesini önerdi.
Tarım Sigortaları ve Doğal Afet Kalkanı: Karadeniz ikliminin getirdiği heyelan, kuraklık ve don gibi risklere karşı TARSİM süreçlerinin üretici lehine sadeleştirilmesi ve çiftçinin sigorta primlerinin devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Konuşmasının sonunda Bozkurt Meydanı’ndan mesaj veren Yalçın, “Fındık üreticisi yalnız değildir! Karadeniz köylüsü sahipsiz değildir!” dedi.
Yalçın, “Bizler Hakk’ın ve hakikatin yanında durmaya, emeğin ve alın terinin hakkını savunmaya devam edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.